İsrail'in Ceuta planı ve göç üzerinden yeni jeopolitik rekabet
İsrail’in Ceuta planı ve göç üzerinden yeni jeopolitik rekabet! İspanya, İsrail-Filistin sorununda diğer Avrupa devletlerinden farklı olarak Filistin lehinde bir tutum sergilemektedir.
Özellikle İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in Filistin’in haklarını savunan, bölgede iki devletli çözümü destekleyen ve İsrail’in Gazze’deki askeri politikalarını sert bir şekilde eleştiren söylemleri hem ABD hem de İsrail çevrelerinde büyük rahatsızlık yaratmaktadır. İspanya’nın bu yaklaşımı, doğal olarak İsrail ile İspanya arasında derin krizlere neden olmaktadır. 30-31 Temmuz 2026’da Fas’ın İspanya sınırını açması ve 60 bin civarındaki düzensiz göçmenin İspanya’nın sömürgecilik döneminden kalma şehri Ceuta (Sebte)’ya akın etmesi akıllara İsrail’in bu işin arkasında olabileceği düşüncesini getirmektedir.
Fas ile İsrail arasındaki ilişki her geçen gün derinleşmektedir. İki ülke, 2020 yılında imzaladığı Abraham Antlaşmaları ile askeri ve ticari ilişki kurarak birlikte hareket etme kararı almıştır. Doğal olarak Fas, İsrail’in etki alanına girmiştir. Göçmenlerin Ceuta’ya akın etmesi ile bunun ne ilgisi var denilebilir. Ceuta, Cebelitarık Boğazı’nı kontrol eden stratejik bir konuma sahiptir. 21. yüzyılda patlak veren savaşlara baktığımızda (ABD/İsrail-İran Savaşı, Yemen Sorunu vs.) lojistik hatları ve tedarik zincirlerini kontrol etmeye yönelik olduğu açık bir şekilde görülmektedir.
İsrail’in son yıllarda Yunanistan ile geliştirmiş olduğu askeri ve ekonomik iş birliği, Arnavutluk’un Sazan Adası’na olan ilgisi ve Somaliland’ı tanıyan ilk ülke olması, bölgesel ve küresel anlamda yayılmacı bir politika izlediğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Peki, İsrail ne yapmayı amaçlamaktadır? İsrail, 21. yüzyılda büyük güç rekabetini etkileyecek lojistik ve tedarik zincirleri üzerinde etki kurarak jeopolitik bir kazanım elde etmek istemektedir. Bununla birlikte İsrail; Fas, Somaliland ve Yunanistan üzerinden bu yüzyılın stratejik kavşak noktası olacak olan Baltık-Karadeniz ve Akdeniz üçgeninde etkin bir güç olmayı hedeflemektedir. IMEC Projesi, Kuşak Yol Girişimi, Kalkınma Yolu Projesi ve Trump Koridoru gibi projelere baktığımızda hep bu hat üzerinden ilerleyeceği görülmektedir. Bundan dolayı İsrail, Ceuta üzerinde bir oldu bitti yaratarak buranın kontrolünü ele geçirmek ve Akdeniz’in çıkış kapısını olan Cebelitarık Boğazı’nı kontrol etmek istemektedir. Böylelikle Cebelitarık Boğazı üzerinden hem okyanusa açılma fırsatı hem de küresel enerji yollarını kontrol etmeyi amaçlamaktadır.
İsrail’in göçü bir dış politika silahı ve asimetrik baskı unsuru olarak kullanma arayışları bölge ülkelerinin istikrarını bozmaya yönelik girişimler olarak değerlendirilmektedir. Bölge ülkelerinin istikrarına karşı yapılan bu girişimleri etkisiz hale getirmek için İsrail’in asimetrik politikalarından olumsuz etkilenen ülkelerin çok boyutlu ve koordineli bir iş birliği geliştirmesi gerekmektedir. Bu iş birlikleri neler olmalıdır;
1. Ortak bir istihbarat ve siber savunma ağı kurulmalı,
2. Göçün asimetrik bir savaş suçu olarak tanımlanması için Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) nezdinde girişimlerde bulunulmalı,
3. Diğer uluslararası kuruluşlardan farklı olarak bölge ülkeleri arasında yeni bir istikrar forumu oluşturulmalı,
4. İsrail’in enerji koridorları ve tedarik zincirlerini tekelleştirme girişimlerine karşı Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Kalkınma Yolu Projesi ve Orta Koridor gibi hatlara bölge ülkeleri entegre edilerek, İsrail’in yaratacağı bölgesel risklere karşı bu ülkeler izole edilmelidir.
Bölgenin refahı ve barışı için ihtiyaç olan şey bir ülkenin tek yönlü girişimleri değil, bölge ülkelerinin refah ve barışını sağlayacak çok yönlü iş birlikleridir.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





